İş hayatında ise yaşanılan stresin boyutu ve yoğunluğu biraz farklıdır. Örneğin, bir çalışan olarak işyerinde memnun olmamıza rağmen yaşam zorluğu ve başka iş fırsatının olmaması nedeniyle o işte devam etmemiz gerekirken, bir hata yaptığımızda amirlerimizden azar işitirken, verilen bir görevi zamanında yapmaya çalışırken; bir girişimci olarak hangi alana, ne kadar yatırım yapacağımıza karar verirken; profesyonel bir yönetici olarak çalışanlarımızı verimli bir şekilde nasıl yöneteceğimizi düşünürken, diğer yöneticilere nasıl davranacağımızı düşünürken, firma ortaklarının bize ters gelen emirlerini yerine getirmeye çalışırken; az yetkiyle yüksek sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışırken stresle kaşı karşıya kalırız. Peki stres nedir ve nasıl ortaya çıkar?Stres, istek ve dürtülerin kaynağının bilinçdışı kısmı olan ilkel benliğimizin bir talebinin karşılanmaması ile ilgili ortaya çıkan bir durumdur. Bir nevi içimizdeki ilkel benliğimizle çatışma durumudur. Bunu enson örneğimiz üzerinden açıklamaya çalışalım. Biz ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi belgesine sahip bir şirkette kalite yönetim temsilcisi olalım. Genel müdür bize bu yıl ki müşteri şikayetlerini %40 azaltmamızı istedi. Ama bunun için üretim ve pazarlama departmanlarının üzerinde hiçbir yaptırım yetkisini ve o hedefin gerçekleşebileceği maksimum zamanı bize vermedi. Bu durumda ilkel benliğimiz bu hedefi istenilen tarihte tutturmak isteyecektir. Ama bunun gerçekleştirebilecek imkanların sağlanmaması nedeniyle içten içe bir çatışma haline gireriz. Bir süre sonra "kahretsin bu gidişle başaramayacağım, yapamıyorum" gibi düşüncülerimiz oluşmaya başlar ve bu arttıkça daha fazla rahatsı olmaya başlarız ve verimliliğimiz git gide düşer. İşte sevgili okuyucular bu durumun karşılığı STRES tir .Stresli Olduğumuzu Hangi Durumlarda Anlarız? Stres karşısında bedensel, davranışsal ve psikolojik birçok problemle karşılaşırız. Örneğin, bedensel belirtiler olarak solunum sayımızda artış yaşanır, kan basıncımız yükselir, kas gerilimi artar, dokunma, duyma, tat alma gibi duyularımız bozulur, iştahsızlık veya çok yemek yeme isteğimiz oluşabilir, kedimizi yorgun hissederiz, tansiyonumuz düşebilir veya yükselebilir, başımız ağrır, uyku sorunu çekeriz veya çok uyuruz. Stres sonucunda davranışsal olarak da şu belirtileri gösterebiliriz. Ev ve işyerindeki performansımız düşer, bir yönetici olarak astlarımıza yaptıkları hatalar sonucunda otoriter cezalar uygularız, işyerinde kasıtlı olarak eşyalara zarar veririz, erken emekli olmak veya iş değiştirmek isteriz, işe devamsızlık yapmaya başlarız, sosyal ilişkilerimizde bozulmalar ortaya çıkar ve sigara veya alkol gibi madde bağımlılığı artar. Diğer taraftan, yetersizlik hissi nedeniyle sürekli endişe etme ve sıkılma, kızgınlık (öfke duyma), depresyon, cinsel isteksizlik, geçimsizlik ve işbirliğinden kaçınma, yaşam doyumu gibi psikolojik belirtiler de stresle karşı karşıya kaldığımızı gösterir. Strese Neler Sebep Olabilir? Zaman baskısı: En büyük stres kaynağıdır. Verilen bir işi bitirmeye çalışmak, sınırlı zamanda bir karar vermeye çalışmak, randevulara söylenen saatte gitmeye çalışmak üzerimizde bir zaman baskısı yaratır. Hedeflenen zamanın bitimine doğru stresimizde artar. Örneğin kalite yöneticimiz bir süreç lideri olarak bizden yönetimin gözden geçirme toplantısı için kendi sürecimizin performansı ile ilgili 10 günde bir rapor hazırlamamızı istedi. Bu durumda bir yandan rutin işlerimizi yapıp, diğer yandan 10 günde rapor hazırlamak istediği zaman kaçınılmaz olarak stresimiz artacaktır. Üstelik plansız hareket edersek zamanında istediğimiz gibi bir rapor hazırlayamayacağımız için sağlığımızı tehdit edecek kadar zaman baskısına maruz kalabiliriz. İnsan ilişkileri (iş+aile+çevre): İş yaşantımızda olsun, ailemizle olan ilişkilerimizde olsun, toplumla olan ilişkilerimizde olsun ilişkide olduğumuz kişi veya kişilerin bize beklediğimizin dışında davranması halinde yaşadığımız içsel çatışma halidir. Bu durum için yüzlerce örnek verilebilir. Yolda giderken yaptığımız küçük çaplı trafik kazasının ardından karşı tarafın bize küfür etmesi, yöneticimizin yaptığımız hatanın ardından bize çok ağır sözler söylemesi, ailemizin kariyer seçimimize karşıması, yaşadığımız ortamın kapalı olması durumunda erkek çocuğumuzun saç uzatmaya çalışması, aile şirketinde üst düzey yönetici iken başkan olan babamızın bize "sen dünkü çocuksun, karışma işime gibi" sözler sarf etmesi. Düşünce biçimi: Beynimize ne komut verirsek bedenimiz ve hareketlerimiz o şekilde yönlenir. Eğer olumsuz komut verirsek düşüncemiz ve hareketlerimizde o doğrultuda gider. Nitekim, sürekli "ben bu işi başaramam", "annem, babam, karım veya başka bir yakınım vefat ettikten sonra artık benim için her şey bitti", "ben niye güzel değilim", "ben niye iyi bir rapor hazırlayamıyorum", "niye etkin bir yönetici olamıyorum" gibi düşündüğümüzde emin olun ki, aksini yapmamız mümkün olduğu halde yapamayız. Hatalı beslenme: Aldığımız besinler bir arabanın yakıtı gibidir. Nasıl ki, arabanın gitmesi için bitmeden ona yakıt koymak gerekirse, bizlerin de işlerimizi sağlıklı ve verimli yapabilmemiz için beslenmemiz gerekir. Ayrıca arabaya bir gün süper benzin, bir gün kurşunsuz benzin, bir gün mazot koyarsak arabanın motorunu bozabileceğimiz gibi dengeli ve sağlıklı beslenmezsek de bünyemizin dengesini bozabiliriz. Sonucunda şeker, tansiyon gibi oluşabilecek rahatsızlıklarla farkında olmadan stres düzeyimizi arttırmış oluruz. Hareketsiz hayat: Her gün yaptığımızı şeylere diğer gün aynısı tekrarlamak, çalışma masamızda hiç ayağa kalkmadan bütün gün bilgisayarın ve evrakların başında geçirmek, iş haricinde hiç spor yapmamak hiçbir olumsuz durum yokken dahi farkında olmadan stresimizi arttırabilir. Gerginlik: Gereğinden fazla kendimize yük bindirerek, spor yapmayarak, plansız hareket ederek ve hayata hep olumsuz bakarak patlayacak bir bomba misali en ufak bir şeyden nem kapma durumudur. Uykusuzluk: Düzensiz uyku strese neden olan sonuncu unsurdur. Çünkü düzensiz uykunun ardından kendimizi yorgun hissederiz. Yaptığımız işe kolay odaklanamayabiliriz.
Stresi Nasıl Kontrol Altına Alabiliriz? Stres düşünüldüğü gibi korkulacak bir şey değildir sevgili okuyucular. Aksine kontrol edebilmeyi başardığımızda olumlu olduğunu da söyleyebilirim. Çünkü bu sayede motivasyonumuz sürekli dinamik kalır ve hedefimize ulaşmada bize yardımcı olur. Zaten yazımızın başında stresten kaçamadığımızı ve hayatın her aşamasında onunla karşılaştığımızı ifade etmiştik. O zaman ondan kurtulmak için çabalamadan onunla yaşamayı öğrenmeliyiz. Bunun yapabilmenin ilk adımı olarak buraya kadar stresin ne olduğunu, hangi durumlarda ortaya çıktığını ve sonuçlarının neler olabileceğini incelemeye çalıştık. Şimdi stresi nasıl kontrol edebileceğimize bir bakalım. Bunun için strese neden olan kaynakları tek tek ele alarak her biri için ayrı ayrı çözüm önerileri getirmeye çalıştım. STRES KAYNAKLARI | BAŞA ÇIKMA YOLLARI : | Zaman Baskısı | Zamanınızı programlayın. Bunu yaparken öncelik sıralamasına dikkat edin. Acil yapılacak işleri bitirmeden diğerlerine geçmeyin. Yaptığınız programları sizin dışınızda oluşacak aksamaları öngörerek yapın. Mümkün olduğunca programınıza. Bunu ilk başta yapmak belki zor olabilir ama kararlı olduğunuz müddetçe her geçen gün daha çok planladığınız şeyi yaptığınızı göreceksiniz. Hayır demeyi öğrenin. Elektronik postaları aciliyet derecesine göre okumaya çalışın. | İnsan İlişkileri | İletişim becerisini geliştirmeye çalışın. İletişim halinde bulunduğunuz kişiler ile onların gözlüğünden bakarak konuşmaya çalışın. Öyle ki, bir kişinin ilgiden hoşlandığını tespit edersiniz ona "sen kötüsün, sen başarısızsın" şeklinde direk ifadeler yerine daha "sen aslında başarılı birisin ama ...." şeklinde daha ılımlı ifadeler kullanabilirsiniz. İletişim içinde bulunduğumuz kişilerin her birinin değişik psikolojide olması nedeniyle uygun iletişim kanallarını kullanabilmek için kendimizi sürekli eğitmeliyiz. | Düşünce Biçimi | Düşüncenizi yeniden yapılandırın. "Ben bunu yaparım", "ben etkin bir yönetici olurum ama kendimi sürekli geliştirip güncel uygulamalara adapte edebilirim", "adapte edemezsem bir başka kurumda işe girmeye çalışırım", "ben kendime göre güzelim insanların ne dediği önemli değil" gibi düşünme biçimi ile beyne etkin ve güdüleyici komutlar verin. | Hatalı Beslenme | Sağlıklı ve dengeli beslenin. Emin olun ki dengeli beslenmek için ayırmadığınız zaman uzun vadede farkında olmadan performansınızı düşürür. | Hareketsiz Hayat | Fiziksel egzersiz yapın. Bilgisayarda çalışırken 45 dakikada bir kalkıp el ve kol adalelerinizi dinlendirin. Bilgisayar koltuğunda sırtınız dik oturun. Hiç değilse telefon görüşmelerinizi ayağa kalkarak yapın. İş haricinde koşu, basketbol, yürüyüş vs. sporlar yapmaya çalışın. Nitekim yapılan bir araştıramaya göre sanat müziğinin makamlara göre strese karşı şu olumlu etkileri olduğu tespit edilmiş. Rast Makamı: neşe verebilir; Neva makamı: ferahlık verebilir; Rehavi makamı: baş ağrısı, moral bozukluğuna iyi gelebilir; Zirgüle: Uykusuzluk çeken hastaları uyutmada kişiye dinlendirir; Isfahan makamı: dikkati ve kabiliyeti arttırabilir, güven verir, zihni açar. | Gerginlik | Spor yaparak gevşemeye çalışın, dinlendirici müzikler dinlemeye çalışın. Bu konuda klasik ve sanat müziği etkili olabilir. | Uykusuzluk | Düzenli uyku uyuyun. 5 saat uyuyun ama düzenli olsun. Uyku sorunu çekiyorsunuz yukarıdaki önerilerimizi hepsini uygulamaya çalışıp kararlı bir biçimde uyumak için kendinizi zorlayın ve beyne öyle komut verin. Başarmıyorsanız uzmanlardan yardım alın. |
Sonuç olarak şunu diyebilirim ki, olaya bilinçli ve kararlı bir şekilde yaklaşıldığı zaman stres kontrol altına alınıp bize fayda getirmesi sağlanabilir. Eğer durum olumsuzsa ve elden bir şey gelmiyorsa bile kişi zihinsel olarak stresi kontrol etmeyi başarabilir. Önemli olan sabırlı ve kararlı olmaktır. Yukarıdaki önerilerimizi birini veya birkaçını uyguladığınızda olumlu etkileri göreceksiniz. Faydalı olması dileklerimle. Yararlanılan Kaynak : Acar Baltaş ve Zuhal Baltaş, Stres ve Başa Çıkma Yolları, Remzi Kitabevi, 15.Basım |